t1

BİRLİKTE NASIL ÇALIŞABİLİRİZ?

Öncelikle söylemek istediğimiz şey şu; bize koçluğa gelen insanların hemen hepsi işlerinde, hayatlarında belirli bir düzeyi yakalamış insanlar. Yani “sorunlu insanlar koçluk alır” düşüncesinin gerçek olmadığını belirtmek isteriz önce. Zaten “sorun var”a da inanmıyoruz.

bireysel-kocluk
Hepimiz hayatımızda bazı iyi yönlere bazı kötü yönlere sahibiz. İnsanlar neden koçluk alıyorlar: Kimisi işinde başarılı, işini de seviyor ama yoğun şekilde yaşadığı stresten mutsuz. Ya da iş/özel hayat dengesinden mutsuz. Kimisi mevcut işinde belirli bir noktada, herkes onun bulunduğu pozisyona imrenerek bakıyor ama başka ve kendini tatmin edecek bir iş değişikliği arzu ediyor. Kimisi hayatındaki ilişkilerden şikayetçi. Aile ilişkileri, eş ilişkileri. Kimisi “para” ile olan ilişkisinde ilerleme istiyor. Kimisi koçluk alan yakın arkadaşındaki değişikliği görüyor. “Sen artık hayata çok pozitif bakıyorsun, resmen yürüyüşün değişti. Ben de hayatımı böyle yaşamak istiyorum.” diyerek koçluğa geliyor. Ve bazıları da kendisini her alanda tatmin edecek DAHA BÜYÜK bir hayat yaşamayı istediklerinden.

Bizim hep söylediğimiz bir şey var. Okullarda bize trigonometri, biyoloji filan öğretiyorlar ama hayatı öğretmiyorlar diye. Hayatı “yönetmeyi” başarsak da çoğunlukla yaşayabileceğimiz hayatın en iyisini yaşayamıyoruz. Oysaki her insanın içinde bir cevher var. Koçun görevi o cevherle kişiyi buluşturmak sadece. Yıllar içinde bu cevherin üzerini toz, toprak kaplayabiliyor.

Bizim görevimiz kişinin kendi iç kaynaklarıyla tekrar buluşturmak, kendi gücünü hatırlamasını sağlamak, yıllar içinde oluşmuş kişiyi güçsüzleştiren düşünce kalıplarını fark etmesini sağlamak. Farkındalık artıkça kişi kim olacağına, ne yapacağına karar veriyor. O zaman kişinin içindeki cevher tekrar parlamaya başlıyor zaten.