t1

YAKLAŞIMIMIZ

Koçluk hem dünyada hem de Türkiye’de en çok kavram karmaşasına maruz kalan kelimelerden biri. Aslında çıkış noktası spordan geliyor. Şu anda Türkiye’de genelde başına bir kelime alarak isim tamlaması şeklinde kullanılıyor; yaşam koçu, diyet koçu, hatta stil koçu gibi.

Profesyonel koç aslında sadece “koç”. Koçlar belirli niş alanlarda çalışmayı seçebiliyorlar; kariyer koçu, öğrenci koçu gibi. Bununla beraber örneğin kariyer koçluğu yaptığımızda da o insanın kariyerine değil, o insana koçluk yapıyoruz. İnsanı bir bütün olarak kabul edip onun getirdiği tüm konularla; kariyeriyle de evindeki ilişkilerle de çalışıyoruz. Bütünsel yaklaşıyoruz, neticede kişinin tek bir hayatı var, iş hayatı, aile hayatı gibi ayrı hayatları yok. Müşterilerimiz görüyorlar ki koçluk ilişkisi çoğunlukla kişinin hayatının birden fazla alanında değişimi beraberinde getiriyor. Mesela iş hayatındaki bir konuyu çalışırken fark edip değiştirdiği yeni bir düşünme şekli evinde eşiyle olan ilişkisini de değiştiriyor. Biz kişinin getirdiği tüm konularla çalışıyoruz; kariyerinde ilerleme arzu eden birisiyle de hayatındaki ideal ilişkiyi isteyen birisiyle de çalışıyoruz. Kişinin kariyerindeki hedeflerini gerçekleştirmesine yardımcı olurken kişinin dönüşümünü de tetikliyoruz.

Aldığımız koçluk eğitimlerinden kendi değer ve deneyimlerimizle harmanladığımız kendi koçluk yaklaşımımızda “İnsanların doğal olarak yaratıcı, kaynak dolu ve bütün olduğuna inanan” Co-Active koçluk yaklaşımını benimsiyoruz. Bu felsefede “problemli insan” ile “onu düzelten koç” ilişkisi yok. Kişinin doğru cevapları, çözümleri kendinin bulacağına inanç var. Bizim koç olarak görevimiz akıl vermek, yol, yordam göstermek değil. Ayrıca ne sizi ne de geçmişinizi analiz ve teşhis de etmiyoruz. “Siz bence şöylesiniz” gibi. Dolayısıyla da koçluk alan kişiye danışan demiyoruz. Çünkü bize “danışmıyor” gelen kişi. İngilizcede “client” daha bir afili duruyor, daha uzun süreli bir ilişkiyi anlatıyor. Türkçede şu an çoğu koçun kullandığı gibi müşteri demeyi tercih ediyoruz.

Evet, bunları söyleyince genelde “Nasıl yani?” şeklinde bir tepki geliyor ister istemez. “Yok siz beni bilmiyorsunuz, benim gerçekten sorunlarım var” ya da “Eee, siz bana hiç mi yol göstermeyeceksiniz” gibi..

Biz de size şunları soralım:

  • Hayatımızda sorunların olması bizim problemli insan olduğumuzu mu gösterir?
  • Hiç problemi olmayan insan var mıdır?
  • Bizim problemli olup olmadığımızı belirleyecek merci kimdir?
  • Kendinizi güçlü hissetmediğiniz halde hayatınızda başarılar elde ettiğiniz anlar hiç olmadı mı?

“Peki siz ne yapıyorsunuz tam olarak?” sorusu geliyor genelde burada.
En basit anlamıyla şunu yapıyoruz:
Kişinin farkındalığını artırmak ve bu artan farkındalıklarla hayatındaki dönüşümü tetiklemek.